Tahinli Cevizli Kurabiye

type='html'>Tahinli Cevizli Kurabiye

KURABİYE DEĞİL BOMBA BU :)
Bir tarifi yazarken, aynı zamanda onu yiyor olmak, hakkında yazacağınız şeyleri de otomatikman etkiliyor. :)
Tıpkı benim şu anda bu satırları yazarken, bir fincan sütlü kahve ile bu kurabiyeyi yiyor, bitmesin diye minik minik ısırıyor olmam gibi. :)
Bu kurabiyenin tadı; inanın nefaset ötesi!
Tarifi; okuyucularımdan sevgili; Hülya KARA hanımefendiye ait.
Bir gün toplantısında ilk kez tadına bakıp, kendiside defalarca yaptıktan sonra; “bu tarif mutlaka Hünerli Bayanlar’da yer almalı” diye düşünmüş.
Ne iyi etmiş. Posta kutuma düşüp, ilk kez okuduğum andan itibaren, deneyeyim diye hafta sonunun gelmesini iple çektim. Malzemelerinden nasıl lezzetli olduğu beliydi çünkü.

Bu arada unutmadan belirteyim, sadece Hülya hanım’dan değil, pek çok okuyucumdan böyle nefis tarifler geliyor bana. Hepsini bilgisayarımda oluşturduğum klasörde saklıyorum ve inşallah hepsini deneyeceğim. Ama tatlı krizimin tuttuğu şu günlerde bu kurabiye hepsinin önüne geçti :)

Kurabiye; tahin nedeniyle oldukça kalorili ve de yoğun bir lezzete sahip. İçinde tereyağ ya da margarin olmayıp, sıvıyağ olması ise bir nebze vicdanımızı rahatlatıyor :)
Tarifte yaptığım tek değişiklik ise; pekmez ilavesi.
Orijinal ölçülerindeki şeker miktarı gözüme az görününce yarım bardak pekmez ekledim ve bence harika oldu.
Madem katı yağ yok, şekerde olmasın, hepten sağlıklı olsun derseniz, pudra şekeri yerine -bir su bardağından bir parmak eksik- pekmez ile de hazırlayabilirsiniz.
Orijinal tarifte dört su bardağı olan un miktarı bende üç su bardağı oldu mesela yani hamur toparlanınca un eklemeyi mutlaka bırakın. Biraz fazla gelirse, hamurun kum gibi dağılıp sizi üzmesi an meselesi.
Zaten diğer kurabiye hamurları gibi kolayca yuvarlanan bir hamur olmuyor. Bu nedenle ben rulo yapıp dilimledim, bu yöntem ile hem şekil vermesi çok kolay oldu, hem de şık…
Son uyarım ise pişirme süresi; kesinlikle 20 dakikadan fazla pişirmeyin. Ben; Hülya Hanım, 20 dakika dediği halde, pişmez korkusu ile ilk tepsiyi 25 dakika pişirdim, resmen kavruldu.
İkinci tepsi ise şahane oldu. Fırından çıktığında çok yumuşak ama biraz bekleyip, soğuyunca kıvam alıyor.

Kısacası denediğim, beğendiğim ve dün itibariyle on dokuz kişiye tattırdığım, hemen tarifi istenen bu kurabiyeyi sizlere de öneriyorum :)
Tarif için tekrar teşekkürler Hülya Hanımcım…

Malzemeler (ortalama 24 kurabiye için)
  • 1 Su Bardağı Tahin (Koska kullandım)
  • 1 Su Bardağı Pudra Şekeri
  • ½ Su Bardağı Pekmez
  • 1 Su Bardağı Sıvı Yağ (Fındık yağı kullandım)
  • 1 Paket Kabartma Tozu
  • 1 Su Bardağı (iri kırılmış) Ceviz
  • 3 Su Bardağı Un

Yapılışı

  • Derin bir kasede; tahin, pekmez ve sıvı yağı çırpma teli ile iyice çırpın.
  • Pudra şekerini eleyerek ekleyin ve biraz daha çırpın.
  • 2 Su bardağı un ve kabartma tozunu eleyip, ekleyin ve yoğurmaya başlayın. Bu aşamada cevizi de ekleyin.
  • Kalan unu azar azar ekleyin.
  • Elinize yapışmayacak kadar toparlandığında un eklemeyi ve yoğurmayı bırakın.
  • Hamuru uzun bir rulo yapın ve alüminyum folyo yada poşet ile sarın.
  • Buzdolabında 30 dk. kadar bekletin.
  • Hamuru 1 cm. kalınlığında dilimler halinde kesip, tepsiye 2 şer cm. boşluk bırakacak şekilde dizin.
  • Önceden ısınmış 180 derece fırında, 20 dk. pişirin.
  • Fırından çıkınca, tepside soğuyuncaya kadar bekletin.

Kurabiye Kursu Heyecanı ! :)

type='html'>Kurs heyecanımı sizlerle paylaşmadan önce; blogu olan herkes gibi benimde söyleyeceğim bir iki kelam var elbet.
Malumunuz blogspot.com kapalı! Evet, şaka gibi ama kapalı işte!
İlk günlerde bunun sorumlusu olan Digiturk’e çok kızgındım, hatta çevremde Digiturk aboneliğini iptal ettirmeyenlere ciddi ciddi gönül koydum.
Sonra düşündüm, Digiturk cephesinden bakmaya çalıştım olaya ve hak verdim. Sonuçta onlar bir haksızlığa, bir hırsızlığa karşı hukuk mücadelesi veriyorlar, haklarını yasal yolla arıyorlar ve bu onların en doğal hakkı.
Kızgın olduğumun; “sistem” olduğuna karar verdim. 2011 yılında, uzaya turistik turların yapıldığı bir çağda, bir internet sitesinin mahkeme yolu ile kapatılabildiği sistemdi asıl yanlış olan.

Günümüzde artık herkes internet kurdu... İlkokula giden çocuklar evlerinde html kod yazıyor artık.
Dns ayarları değiştirmek diye bir şey var. Bunun için öyle çok engin bir bilgiye, mühendis olmanıza falanda gerek yok. Google kutucuğuna blogspot-dns yazıyorsunuz bitti gitti. 1 dk. sonra girmek istediğiniz site önünüzde.
Hal böyle iken, bu basit işlemi hiçbir bilgiye sahip olmayan vatandaşlar bile yapabiliyorken, yasaklara neden olan şifresiz futbol maçı oynatan sitelerin bunu halletmesi sizce kaç saniyelerini alır.
Ya onları takip eden, bedelini ödemeden maç izlemeyi kafasına koymuş insanların bu ayarları yapmak kaç dakikasını alır?
En fazla 2 dakika!

Bu yasağın, bu uygulamanın, “devekuşunun kafasını kuma gömmesinden” ne farkı var Allah aşkına?

Blogspot yerine başka bir servis sağlayıcıya yada bağımsız bir server a geçmek kolay ama bana göre kesinlikle çözüm değil. Kabullenmeyi, yenilmeyi strateji değiştirmek olarak görmek çok yanlış... Biz yanlış bir şey yapmadık, burada mırıl mırıl yemek tarifi veriyoruz…
Düzelmesi, değişmesi gereken biz değiliz, bu örümcek ağı bağlamış sistemdir…
En azından ben değiştirmeyeceğim, hiçbir yere gitmeyeceğim. Sistemin düzeleceğine, hatalarının farkına varacaklarına dair kocaman bir inanç besliyorum içimde…
Bu inadımı yersiz bulup, bloguma ulaşamadıkları için bana kırgın olan okuyucularımdan ise af diliyorum ve anlayışınıza sığıyorum…

KURABİYE KURSU...
İçimde kelebekler uçuşturan, bana hastalığımı unutturacak kadar heyecan veren; “Kurabiye Kursu” duyurusunu böyle sitem dolu, hüzün dolu bir yazının altına yazacağımda hiç aklıma gelmezdi :(
Ne yapalım sağlık olsun.

Uzunca bir süredir, sizlerden “Süslü Kurabiye Kursu” verip vermediğimi soran e-postalar alıyordum. Bir yanım; “neden olmasın” diyordu, bir yanımda “acaba becerebilir miyim”… :)
Sonunda cesaretimi topladım :)
Blogumu yakından takip edenler tarzımı zaten biliyor, bildiğim her şeyi anlatma, öğretme sevdalısı biriyimdir… :)
Hem bildiklerimi paylaşmak, hem de okuyucularımla, sizlerle yüz yüze bir arada olmak, gün boyunca kurabiye süslemek, çay içmek, sohbet etmek, son günlerde son derece bozuk olan psikolojime de ilaç gibi gelecek, eminim buna…
Herkesle tek tek ilgilenmek ve kurs sonunda öğrencilerin evlerinden sipariş yapabilecek kadar bilgi sahibi olmalarını istediğim için; sınıflar en fazla dört kişi olacak…
12 Mart ve 19 Mart 2011 olarak planladığım Mart programının ilk bölümünün kontenjanı doldu bile! İlginize çok teşekkür ederim. 19 Mart 2011 için ise sadece iki kişilik yer var :)
Sizlerden gelen talep doğrultusunda, hem yeni tarihler hem de yeni kurs konuları belirleyeceğim.
Bu gelişmeleri blogumun sağ kolonunda bulunan; “Kurabiye Kursu Banneri” nde sürekli güncelleyeceğim.
Daha detaylı bilgi almak isterseniz bana muge@hunerlibayanlar.com adresinden ulaşabilirsiniz…

Hepinize kucak dolusu sevgilerimi gönderiyor ve şimdi kurs için hazırlanmaya, kalan vaktimde de dekorasyon bloglarında kaybolmaya gidiyorum :)

Şimdilik hoşçakalın…

Kurabiye Kursu Görüntüleri - 12.03.2011

type='html'>kolaj-2

KURABİYE KURSU 1.BÖLÜM :)
Olur muydu, olmaz mıydı, acaba yapabilir miyim, talep durumu nasıl olur diye arpacı kumrusu :) gibi düşünüp duruyordum.
Şimdi hayatımın pek çok döneminde kendime tekrarlamak zorunda kaldığım bu sözü yine söylüyorum; “keşke daha önce cesaret etseymişim” :)
Öyle güzel bir gün oldu ki, kelimeler ile anlatamam size.
Üstelik bana öyle iyi geldi ki, ilaç gibi…

Sağlığım ile ilgili yaşadığım tatsızlıklar, ev sahibi ile yaşadığımız tatsızlıklar, halen devam eden taşınma telaşı ve yorgunluğu derken meğer nasılda yıpranmış ve yorulmuşum.
Benim ilacım belliymiş aslında; böyle cıvıl cıvıl bir güne, rengarenk hamurlara, cici bici öğrencilere, bir şeyler öğretmenin keyfini yaşamaya, ortaya çıkan cicilerin mutluluğunu onların gözlerinde görmeye ihtiyacım varmış.

Cumartesi günü, benim için kurabiye kursu dışında da anlamlar taşıyordu, okuyucularım ile bir araya gelmiştik çünkü. Bu güne kadar ekranların arkasından oluşan aramızdaki güzel, sıcak elektrik birden dokunulabilir bir hale geldi. Okuyucularım ile karşılıklı sohbet etmek, çay içmek, muhabbeti sanaldan gerçeğe dönüştürmüş olmak bambaşka bir duyguydu.

Neyse benim her zamanki gibi yazdıkça yazasım gelir :) Sözü daha fazla uzatmadan, sizi flickrda oluşturduğum albümün görüntüleri ile baş başa bırakıyorum.
Keyifli seyirler efendim :)


Kurabiye Kursu Görüntüleri - 19.03.2011

type='html'>IMG_9649a-1

KURABİYE KURSU 2.BÖLÜM :)
Blogspot hala kapalı :( Kısa zamanda açılacağına dair kuvvetli bir inancım vardı ve kendi kendime verdiğim; “direneceğim, hiçbir yere gitmeyeceğim, ben yanlış bir şey yapmadım” diye düşünerek verdiğim bir söz…
Ama daha ne kadar dayanırım sizlerden bu kadar uzak kalmaya bilemiyorum. Sözümden cayıp, başka bir servis sağlayıcıya geçmem an meselesi. Eski günleri çok özlüyorum, böyle kendimi yalnız hissediyorum çünkü…

Aslında bloglar açık olsaydı da, değişen çok bir şey olmayacaktı :) Sağlığım iyi çok şükür, moralimde epey düzeldi ancak taşınma telaşının en yoğun günlerindeyiz.
Ev koli modunda, atlaya zıplaya dolaşıyoruz içeride :)
Her ne kadar tüm temel mutfak eşyalarımı ofise -nam-ı diğer atölyeme- taşısam da ev gibi olmaz malumunuz. O yüzden eğer Kurabiye Kursu olmasaydı muhtemelen Mayıs sonuna kadar blogda; “bana biraz müsaade” tarzında bir yazı baki kalacaktı.
Kurabiye Kursu sayesinde hem blogumu güncellemiş hem de sizlere bir merhaba demiş oluyorum.

Bu haftaki Kurabiye Kursu’da yine şahane geçti! Kelimenin tam anlamı ile tadı damağımda kaldı. Yine uzun zamandır beni okuduğunu söyleyen, “artık ailemizden biri gibisiniz” diyen ve bir araya geldiğimizde sanki uzun yıllardır tanışıyormuş gibi samimi sohbetler ettiğimiz dört cici bayan şenlendirdi atölyemi.
Birlikte pişirdik, taşırdık, süsledik. Bol bol kaynattık, güldük. Vakit nasıl geçti, nasıl akşam oldu anlamadık.
Kurabiye Kursu sayesinde normalde çalışmaktan hiç hoşlanmadığım Cumartesileri benim için iple çektiğim günler haline geldi :)

Sizleri, sağ olsun eşimin çektiği, günün tüm güzelliğini yansıtan fotoğraf kareleri ile baş başa bırakıyorum efendim.
Kocaman sevgiler…


Kurabiye Kursu Görüntüleri - 26.03.2011

type='html'>IMG_9715a-1

KURABİYE KURSU 3.BÖLÜM :)
Sizin hiç; aklınıza gelen bir fikirden dolayı kendinizi canı gönülden tebrik ettiğiniz, fikriniz hayata geçtiğinde, kendinize kocaman bir; “aferin” dediğiniz anlar oldu mu? İllaki olmuştur! Herkesin, hayatta pek çok kez olur diye düşünüyorum :)

İşte Kurabiye Kursu benim için böyle bir şey… Üç haftadır, her kurs sonunda öğrencilerimi sarılıp, öperek kapıdan uğurladıktan sonra, tatlı bir yorgunlukla kendimi koltuğa bırakıyor ve yüzümde –hafif şapşalımsı- bir gülümseme ile “ne iyi ettin Müge, ne iyi ettin de kurs vermeye başladın” diyorum.

Her hafta; bir öncekinden keyifli geçiyor… Her hafta; ben onlardan, onlar benden bir şeyler öğreniyor. Her hafta; zaman öyle hızlı geçiyor ki, saatler akşamı gösterdiğinde hepimizin yüzünde bir hüzün beliriyor. Bu yüzden son iki haftadır; “biraz erken gelin, lütfen” diyorum. “Kurstan önce çay içerek sohbet etme keyfini daha uzun tutabilmek için…

Katılan, katılamayan, bilgi soran, ilgi gösteren, herkese hatta ciddi ciddi bir Anadolu turnesine çıkmayı düşündüren :) İstanbul dışındaki okuyucularıma, hepinize çok çok teşekkürler. Bana bir kez daha kendimi çok iyi hissettirdiniz. Keşke blogspot kapalı olmasa, keşke beni okuyan herkesle bu mutlu kareleri, bu heyecanlı cümlelerimi paylaşabilsem :(

Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum ve yine aşağıda yer alan; flickr albümündeki birbirinden güzel kareler ile sizi baş başa bırakıyorum efendim :)


Kurabiye Kursu Görüntüleri - 06.04.2011

type='html'>kolaj-1

KURABİYE KURSU 5.BÖLÜM :)

Kurabiye kursu fotoğrafları ile devam edelim diyorum. Bugüne kadar beş kurs gerçekleşti ve zamanın ne kadar hızlı, haftaların su gibi aktığını bana hatırlatan bir şey daha oluştu hayatımda; Kurabiye Kursu…

Kurabiye Kursu bahane, muhabbet şahane şeklinde geçen ve kurstan öte okuyucularım ile bir araya gelip, sohbet etme toplantılarına dönüşen kursların, geçtiğimiz Çarşamba günkü bölümü de yine harika geçti! :)
İnanılmaz güldük, eğlendik diyebilirim. Bu kursun öğrencileri aynı zamanda benim Twitter’da ve Facebook’ta epey bir hava atmamı sağladı :)
Öğrencilerimden Arzu Hanım; taa Endonezya-Jakarta’dan geldi desem sanırım kafanızda oluşan; “neden hava attın ki?” sorusunu yanıtlanmış olur. :)
Bugüne kadar gelen öğrencilerde çok yakın yerlerden gelmedi aslında, Çamlıca’da bulunan Atölye için epey uzak sayılabilecek olan; Beylikdüzü, Bahçeşehir, Büyükçekmece, Kartal gibi semtlerden geldi hanımlar.
Ve gelirken de sıcacık, pozitif enerjilerini getirdiler yanlarında.
Böylelikle her kurs sonunda daha mutlu, daha enerjik ve hayat dolu oluyorum.
Kısaca bu kurslar bana ilaç gibi geliyor. :)

Bu arada küçük bir hatırlatma yapayım; daha önceki yazılarımda da belirtmiştim ama “artık tarif ve sofra görüntüleri olmayacak mı blogunuzda” şeklinde yazılan sitemli mailler nedeniyle tekrar söylemek istedim.
Blogumda bugüne kadar, zaman zaman yaptığım siparişleri bile çok ender yayınladım biliyorsunuz, çünkü her zaman söylediğim gibi; blogumun zamansız bir yemek dergisi olmasını istiyorum.
Altını çizerek söyleyeyim; blogum hiçbir zaman butik kurabiye ve pasta bloguna ya da eğitim takvimi ve haberleri veren bir bloga dönüşmeyecek. Emin olabilirsiniz.
Şu anda blogspot’un kapalı olmasının verdiği tatsızlık ve Mayıs sonuna kadar sürecek taşınma telaşımız nedeniyle bloga Kurabiye Kursu fotoğrafları ekliyorum, sırf arada bir sizinle hasret gidermiş olayım ve blog aylarca sessiz kalmasın diye…
Taşınma telaşım biter bitmez, sizler ile yine eskisi gibi tarifler ve sofra görüntüleri paylaşacağım.

Kurabiye ve Pasta Kursu ile ilgili haberler, fotoğraflar, duyurular ise “En Güzel Anı” gibi farklı bir blogda olacak…

Şimdi sizleri her zaman olduğu gibi eşimin çektiği, günün güzelliğini fazlasıyla yansıtan fotoğraf kareleri ile baş başa bırakıyorum, ister aşağıdaki slide show’dan isterseniz flickr albumunden bakabilirsiniz. Keyifli seyirler :)


Sade ve Kakaolu Krem Şantili Kurabiye

type='html'>Sade Krem Şantili Kurabiye

MUTFAĞA UFAKTAN BİR GERİ DÖNÜŞ :)
Bu kadar uzun süre tarif yazmayınca cümleye başlamak ne kadar zor oluyormuş :)
Yaklaşık yarım saattir hangi kelimeler ile başlasam yazıya diye düşünüp duruyorum. Sonunda çok fazla düşünmeden başlamaya karar verdim, çünkü biliyorum klavyeye pıtır pıtır dokunmaya başlayınca kelimeler sel olup gelecek aklıma hatta yazdıkça yazasım gelecek sonra içimden; “Müge, yeter, toparla ve tarife geç artık” diyeceğim :)

Blogspot’un kapalı olması, benim taşınma telaşım nedeniyle Mayıs sonuna kadar bir mutfağımın olmayışı, son sürat devam eden ve hayatıma ciddi anlamda renk getiren eğitimler nedeniyle bir süredir tarif ve sofra görüntüleri paylaşamıyorum malumunuz.
Ama bu cümleyi yazarken, şöyle bir arkama yaslanıp düşündüm hatta üşenmedim arşivimde birkaç ay geriye gidip neler yapmışım diye bakayım, dedim. Sonuç; içler acısı.
Son yazılarımda sürekli taşınma telaşı, blog kapalı falan deyip durmuşum ama ondan öncede çalışkan arı değilmişim yani :)
Habire sızlanıp durmuşum size; yok şöyle bunalımdayım, yok böyle atalet var üstümde vs. vs.
Yani ben Hünerli Bayanlar’ın düzenli okuyucusu olsam; “aaa yeter, içime fenalık geldi, tarif vereceksen ver artık” deyip, çoktan başka blogların yolunu tutmuştum :))
Ama siz öyle yapmadınız biliyorum, yapmadınız değil mi? :)

Atölye Odam :)

Bir önceki yazıda size bir cümle kurmuştum; “blogumun zamansız bir yemek dergisi olmasını istiyorum. Altını çizerek söyleyeyim; blogum hiçbir zaman butik kurabiye ve pasta bloguna ya da eğitim takvimi ve haberleri veren bir bloga dönüşmeyecek.” diye…
Ve sözümü tuttum; bundan böyle hazırladığım siparişler, eğitim takvimi duyuruları ve eğitim fotoğrafları bir başka blogda; http://www.mugehuner.com/ da olacak.
Orayı da Hünerli Bayanlar gibi sevmeniz, kucaklamanız dileğiyle diyorum efendim :)

Bu sabah kendi kendime ve dolaylı olarak da size bir söz daha verdim. Hazirana kadar yani bir mutfağım olana kadar beklemeyeceğim.
Ofisimizdeki mutfağımda her şeyim var çok şükür. E bir şeylerde pişiriyor, insanları her öğle vakti doyuruyorum, akşamüzeri çayın yanına da hazırlıyorum bir şeyler. Ufak ufak bunları neden paylaşmayayım, neden Haziran’ı bekleyeyim değil mi? :)
İşte bu kararımın ilk örneği; basit ama lezzetli bir kurabiye…

Sade Krem Şantili Kurabiye

SADE KREM ŞANTİLİ KURABİYE
Bu kurabiyeyi geçen hafta, Şeyda’nın bizi ağırladığı muhteşem yemek daveti sonrası, çayın yanında ilk kez yedim. Hem çok lezzetli hem de değişik ve az malzemeli olduğu için çok ilgimi çekti ve hemen tarifi not aldım.
İçimden de seviniyorum, Şeyda bu tarifi görümcesinden almış, demek ki çok bilinen bir şey değil, hemen yapıp yayınlayayım da süper ilgi çeksin,
Pudingli Kek, Pudingli Kurabiyeler, Krem Şantili Kek gibi havası olsun diye. :))
Ama birkaç gün önce, Lama şekerim sayesinde acı gerçek tokat gibi çarptı yüzüme :) Benden önce o yapmış, tüh tüh diye üzülürken, sayfasındaki yazıyı okuyunca üzüntüm şaşkınlığa dönüştü!
Ben bloglardan ayrı kaldım, falan diyorum ama hakikaten ayrı kalmışım meğer bu kurabiyeyi bilmeyen ve hatta denemeyen sadece benmişim :)
Neyse moralimizi bozmadık, yolumuzdan dönmedik, denemeye karar verdik efendim :)

Krem şantili kurabiye özellikle çocukların çok seveceği bir kurabiye. Neden derseniz, çocuklar biliyorsunuz biz ne kadar özene bezene sağlıklı şeyler hazırlasak da dışarıdaki süslü boyalı gofretlere, hazır keklere ne yazık ki bayılıyorlar.
Pudingli kekten tecrübeliyim, içinde hazır bir ürün olduğu için sanırım çocuklar inanılmaz beğeniyor o keki. Dolayısı ile içindeki krem şanti nedeniyle bu kurabiyeyi de çok sevecekler.
Biz büyüklerin ise tek tesellisi, içinde katı yağ yerine sıvı yağ olması…

Sadece üç ana malzeme ile yapılan bu pratik kurabiye benim son günlerde hakikaten favorim oldu. Hem sade hem de kakaolu olarak hazırladım ve her zaman olduğu gibi pek çok kişiye de tattırdım.
Eşim dahil olumsuz yorum yok :) Yani kesinlikle öneririm.
Ben sadesinin içine ek olarak, kavrulmuş fındık ekledim –Antep fıstığı, cevizde olabilir- çok nefis oldu. İçine ekleyeceğiniz şeyler tamamen sizin damak zevkinize kalmış, tarçın, zencefil ve hatta kahve de olabilir.

Malzemeler (ortalama 25 kurabiye için)

  • 2 Paket (1 Kutu) Sade Krem Şanti

  • 1 Su Bardağı (200 ml.) Sıvı Yağ (fındık yağı kullandım)

  • 2 Su Bardağı Un

  • 1 Su Bardağı (ince kırılmış) Fındık

  • Pudra Şekeri (üzerine serpmek için)

Yapılışı

  • Krem şantileri (toz halde) derin bir kaba koyun.

  • Üzerine sıvıyağı ekleyin ve çırpma teli ile biraz (birbirine karışıncaya kadar) çırpın.

  • Unu eleyerek ekleyin ve hamur toparlanıncaya kadar yoğurun.

  • Fındıkları ekleyip, çok az daha yoğurun.

  • Hamuru buzdolabında yarım saat kadar bekletin.

  • Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın ve üzerine hafifçe bastırın.

  • Yağlı kağıt serilmiş ya da hafifçe yağlanmış tepsiye bir parmak boşluk bırakacak şekilde dizin.

  • Üzerlerine çatalla bastırarak şekil verin.

  • Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 18-20 dk. pişirin.

  • Kurabiyeler iyice soğuyunca üzerlerine bir çay süzgeci yardımı ile pudra şekeri serpin.


Not; Kurabiyelerin pişip pişmediğini anlamak için, altına bakın, hafifçe pembeleşmiş ise pişmiş demektir. Kurabiye fırından ilk çıktığında çok yumuşak olacaktır, bu sizi yanıltmasın, bekleyince soğuyup, sertleşecekler.

Kakaolu Krem Şantili Kurabiye

KAKAOLU KREM ŞANTİLİ KURABİYE
Madem bu kurabiyeyi bu kadar geç keşfettim, yapmışken iki çeşidini de yapayım dedim. :)
Kakaolusunu da denedim. Sonuç; gerçekten çok başarılı…
Kakaolusuna ek olarak; ceviz, damla çikolata ve kahve de ekledim. Ceviz ve damla çikolatayı mutlaka öneririm ama kahve konusunda ısrar etmiyorum :)
Tadan herkes kahveli de çok güzel demesine rağmen bana sanki tadını acılaştırmış biraz gibi geldi.
Kahve konusunu sizin damak zevkinize bırakıyorum :)

Malzemeler

  • 2 Paket (1 Kutu) Kakaolu Krem Şanti

  • 1 Su Bardağı (200 ml.) Sıvı Yağ (fındık yağı kullandım)

  • 2 Su Bardağı Un

  • 1 Su Bardağı (iri kırılmış) Ceviz

  • ½ Su Bardağı Damla Çikolata

  • ½ Çay Kaşığı Türk Kahvesi

Yapılışı

  • Krem şantileri (toz halde) derin bir kaba koyun.

  • Üzerine sıvıyağı ve kahveyi ekleyin ve çırpma teli ile biraz (birbirine karışıncaya kadar) çırpın.

  • Unu eleyerek ekleyin ve hamur toparlanıncaya kadar yoğurun.

  • Ceviz ve damla çikolataları ekleyip, çok az daha yoğurun.

  • Hamuru buzdolabında yarım saat kadar bekletin.

  • Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın ve üzerine hafifçe bastırın.

  • Yağlı kağıt serilmiş ya da hafifçe yağlanmış tepsiye bir parmak boşluk bırakacak şekilde dizin.

  • Üzerlerine çatalla bastırarak şekil verin.

  • Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 18-20 dk. pişirin.
Kakaolu Krem Şantili Kurabiye

rapor


Genel Genel